Beynimizin Tamamını Kullanıyoruz

İnsan beyni ile ilgili yazmak istiyorum bugün. Merak ettiğim, araştırdığım, içeriğini bırak daha yapısını bile çözemediğim enteresan bir yapı. Dışarıdan bakınca bir canlının sinirden oluşmuş garip bir organı gibi duruyor, içeriden bakınca sinir dokuları ve nöronlardan oluşmuş inanılmaz bir ağ tabakası. İnsan beyni işte diyip geçmeyin ! Öyle bir organ ki beyin, tarih öncesi el aletlerini üreten, tekerleği bulan, piramitlerin mimarisini çizen, inşa edilmesi için çözümler üreten, iki kıta arasına köprüler kurduran, ticareti bulan, paraya hükmeden, askeri unsurları oluşturan, surlar inşa eden, çağ atlatan, bilgisayarı yaratan, yapay zekayı geliştiren ve daha saymakla bitmeyecek on milyonlarca şeyin oluşumunu sağlıyor.

Tek başına bir ordudan, tek başına milyonlarca bilgisayardan, tek başına bir dünya yapıdan daha disiplinli, daha üretken, daha karışık bir yapı.

Bilim insanlarının yıllardır çözümleyemediği, kiminin %3, kiminin %5’ini kullandığımızı, kiminin daha iyimser olup %10’unu kullandığımızı önermesi ile aklımızda soru işaretleri oluşturan organımız.

Vakti zamanında öğrenci iken okuduğumuz ve duyduğumuz efsaneler diyordu ki ; İnsan beyninin % 100’ünü kullanabilse uçar, duvarlar içerisinden geçer, başka bireyleri kontrol edebilirdi !

Yok artık dediğinizi duyar gibiyim ama öyleydi, en azından benim çocukluğum ve genç ergenlik yıllarımda bilimsel makalelerde bunlar yazıyor, insanlar bunlara inanıyordu. Aklı başında ve mantığını kullanabilen her birey ise benim sorduğum soruları soruyordu ” Madem %2, %3, %10’unu kullanıyoruz, o zaman bu organın geri kalan kısmı neden etkin olmamasına rağmen orada duruyordu?

Bence cevabı hepimiz biliyor ama okuduğumuz ve duyduğumuz şeylerin oluşturduğu şüpheye inanıyor veya inanmak istiyorduk. Benim şahsi fikrim beynin kendi kendine işlevsel olduğu ve bir şekilde bir ucundan diğer ucuna nöron şebekeleri sayesinde mutlaka %100 aktivite gösterdiği yönünde idi ama yazılanlar ile anlatılanlar bunun aksini söylüyordu.

Bugün hâlâ bir kısım insanın inanışlarına göre beynin yalnızca belirli bir yüzdelik dilimi kullanılıyor, bir başka grup ise tamamının aktif olarak kullanıldığını, bunun bilimsel ispatının çoktan gerçekleştiğini, beynin bölümler halinde yapısal olarak bilgi alışverişi gerçekleştirmek sureti ile kendisini organize ederek %100 kapasite ile çalıştığını söylemekte.

Eğer beynimizin yalnızca belirli bir yüzdesini kullanıyor olsaydık hayatımız boyunca hissettiğimiz, tattığımız, gördüğümüz, okuduğumuz, anladığımız, öğrendiğimiz, öğrettiğimiz, dinlediğimiz, planladığımız, ihtiyaç duyduğumuz hiçbir şeyi bilinçi olarak yapma şansımız olmaz, bir gün yaptığımız şeyi bir gün sonra yapamaz, belki bir dakika sonrasını bile hatırlamayacağımız şeyler yaşardık. Vücudumuzda yer alan sinir sisteminin ve vücut mekanizmasının tamamının bağlı olduğu ve bilimin asla açığa çıkaramayacağı kadar karmaşık bu yapının temeli işte bu kusursuz yapıdan geçmekte. Bu öyle bir yapı ki, bir benzeri asla yok.

Örnek vermek gerekirse,beyin için MR çekildiğinde beynimizin her tarafında aktiflik olduğunu rahatlıkla anlayabiliriz,veyahutta elektrot bağlanmasıyla her bölgeden gelen sinyalleri çok net bir şekilde görüntüleyebiliriz.